Yazıyorum çünkü elimden başka bir şey gelmiyor şu an. Elimeden geldiğince imla kurallarına dikkat etmeliyim zira olurda bir gün okursan dilbilimci yanının alay ettiği çaylak beceriksiz yazar olmak istemem.
Yazıyorum çünkü çok hızlı ve gereksiz konuştuğumdan anlaşılamıyorum. Dilim çözülsede kifayetsiz kelimeler hedefi ıskalamakta hiç zorlanmıyor. Yazdıklarım da varacak bir nokta olmadan fütursuzca çıkıvermekte şu an elimden. Olsun!. Kimseye doğru düzgün anlatamadığım için yazıyorum. "Seni Seviyorum" anlamını yitirmesin diye yazıyorum.
Yazıyorum çünkü özlüyorum. Yadetmeye çalışıyorum. Sana sarılamadığımdan kelimelere sarılıyorum ve bağlaçların gerdanına bir öpücük konduruyorum sen yerine koyarak. Kelimeler gözlerim olup görmeye uğraşıyor başkenti ta buralardan; onlar gözlerimden farklı olarak hipermetrop, uzağı görür yakını göremedikçe.
Yazıyorum elimden gelmiyor başkası, başkası sahipken sana gelmiyor işte hiç bir şey elimden, içimden gelen keşke gelse de elimden.
Gamzelerinden öpüyorum yine senin yerine fiillerimin ki onlar faillerini bulamamaktalar.
Bu iki günü anlatmaktı aslında hedefim ama nedenler yaşananları eksik kıldı; kalbim sıkışmadan geçirdiğim her ana bu iki günde ya mesajın ya da sesin eşlik etti. O anlardan geriye kalan boynu bükük ve sefil soluklanmalar, gereksiz konuşmalar, bir koç dostun güzel ama anlamsız, yardımsever ama çaresiz, konuşkan ama kısır yüzüydü.
Peki ya şimdi; biirazdan kalkıp "Adam" ı izliycem senin istanbulda son izledğin filmin bu olduğunu varsayarak. Birlikte izliyomuş gibi hissederim diye umuyorum. Aynı şeylere gülmeye aynı yerde duygulanmaya ve aynı yerde sıkılmaya çalışıcam ve eğer mümkünse baş karakterin yaptığı bir salaklıktan empatiden ölürcesine aynı anda utanmaya. Mümkünse bir şeyler yedikten sonra sana bilardo öğretmeyi istemekteyim, sonra biraz hava alıp çay içmeye davet edicem metroportun balkonunda. Böyle uykuya dalıp uyanmalı yoksa sabahlar olamıyor bu günlerde.
Bu arada, yarın Kpss var ama sen yoksun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder